14 Eylül 2012 Cuma

espriler şakalar

bir şarkıyı kırk kez söylersen gerçek olurmuş.

bkz. slowturk

dünyanın biri

dünya o kadar küçük ki üstüne otursak ayaklarımızı sallayabiliriz.

6 Ocak 2012 Cuma

Armistice - City Lights Cry

Ve finaller başlar, bitmek üzere

Tam Paris havasındayız. Bakır çalığı göklere bakıyoruz bugün. Hayallerle, umutsuzluklarla, anılarla, öğrendiklerimizin yüküyle seyrediyoruz her seferinde yeni bir evreni.

Kalbimizi inkar etmeyelim hiç, n'olur



9 Aralık 2011 Cuma

"artık güzel bir şey söyleyebilir miyim"

Sebepsiz mutlu günlerimden birindeyim (galiba). Hiç değilse öyle bitiyor olduğunu söyleyebilirim; güzel bir oyun gördüğümden ve sonrasında en az "sinemadan çıkmış insan" kadar farklı, güçlü ve yaratıcı hissediyor olduğumdan belki. "Sinemadan çıkmış insan"a değinmişken; iki sene öncenin sanattan bol etkilenmeli günlerini ne kadar özlediğimi bilmem kaçıncı kez dile getireyim yine. Her okuduğumun, her izlediğimin, her dinlediğimin tadı nasıl da damağımda kalırdı öyle. Günler aylar geçerdi, içimde yaşardı tümü. Şimdi bu duvar gibi oluş, bu ruhun sarsılmazlığı niye çözemedim. Güzel şeyleri hızla tükettiğimizden mi; yoksa içimizdeki o güzel şey ölüverdiğinden mi bilmiyorum. Korkunç bir şeyler oldu, o kesin.
Yine de arayış hiç bitmesin istiyorum. Öyleymiş gibi yapa yapa, öyle olduğuna gerçekten inanabiliriz belki bir gün. Nelere inandırdık kendimizi, buna inanabilmek çok zor olmamalı.

18 Kasım 2011 Cuma

sezi

Bir şey oldu. Görmeden, duymadan, bilmeden biliyorum.

DÜŞÜNGÜ

"hepsinin gelmesini bekleme;
bir kişi gelmeyecek.

sen alışmayasın diye,
korkmayasın diye,
düşünesin diye...

kendine yetmen için..
herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
sen kaçmayasın diye.

gelenler gitmeyecekmiş gibi..
doğumlarda ölümlerde
duyasın diye.

bildiğini bildirmek için
bilmeme'yi ögrenmelisin
tam kalasın diye.

hepsinin gelmesini bekleme,
sen var olasın diye.
bir kişi gelmeyecek,
sen, bir olasın diye."

Özdemir Asaf

12 Kasım 2011 Cumartesi

Orda Bir Blog Var

Ey gri! Senden arınamayız, biliyorum. Merak etme çok uzağında olamayız zaten hiçbir zaman.

Şimdilerde biz dünyanın bilmediğimiz yerlerinde yaşayan kabilelerin hayatlarını okuyoruz, onlar bizim bu stres dolu, yorucu hayatımızdan uzak kalmayı başarmışlar, diye onlar adına seviniyoruz. Ya sevinemediklerimiz? Onlara bir şekilde yardım eli uzatmalı; ama nasıl? Nasıl?